Donald Trump yönetimi, Cumhuriyetçi Parti içinde büyük bir dönüşüm başlattı. MAGA hareketi giderek güçlenirken, geleneksel Cumhuriyetçi isimler partideki etkilerini kaybediyor. Politico’nun analizine göre, Trump’a yakın isimler, partinin dış politikadaki geleneksel figürlerini tasfiye etmek için harekete geçti.
MAGA Hareketi Parti İçinde Güçleniyor
Başkan Yardımcısı JD Vance ve Trump’a yakın yetkililer, dış politikada daha geleneksel görüşleri savunan Cumhuriyetçileri etkisiz hale getirmek için girişimlerini hızlandırdı. Hedef alınan isimler arasında Senatör Tom Cotton ve ABD’nin Rusya-Ukrayna özel temsilcisi emekli General Keith Kellogg da bulunuyor.
Özellikle Kellogg’un, Kiev’de Ukraynalı yetkililerle görüştüğü sırada Washington’daki Trump yanlılarının ona karşı hamle yapması, partideki gerilimin en somut göstergelerinden biri olarak değerlendirildi.
Beyaz Saray’dan ‘MAGA’ya Bağlılık Şartı
Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Waltz, Trump’ın sert dış politika çizgisine tam uyum sağlamaları için baskı altında. Beyaz Saray, MAGA politikalarına aykırı hareket edenlere karşı tolerans göstermediğini net bir şekilde ortaya koydu.
Trump, dış politikada süper güç liderleriyle doğrudan kişisel ilişkiler kurmayı tercih ederken, geleneksel ittifakları ekonomik yaptırımlarla zorlamayı sürdürüyor. Politico’nun analizine göre, Trump’ın ikinci döneminde bu stratejiyi daha agresif bir şekilde uygulaması bekleniyor.
Örneğin, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in Brüksel’de yaptığı, “Ukrayna’nın NATO dışında bırakılması gerektiği” yönündeki açıklaması, Cumhuriyetçi Parti içindeki gelenekçileri şoke etti. Ancak Trump, bu açıklamayı destekleyerek partideki iç ayrışmayı derinleştirdi.
Trump’ın Dış Politikada Bağımsız Tavrı
Trump yönetimi, Cumhuriyetçilerin geleneksel dış politika çizgisinden tamamen uzaklaşmış durumda. Bu değişimin en dikkat çekici örneklerinden biri, Kongre’nin Çin yapımı TikTok’u yasaklama kararını Trump’ın kaldırması ve Gazze konusunda yaptığı sürpriz açıklamalar oldu.
Ancak en büyük yankıyı, Trump’ın Ukrayna savaşını hızla bitirme vaadiyle Putin ile ilişkileri normalleştirme çabaları yarattı. Geleneksel Cumhuriyetçiler, bu adımın ABD’yi küresel sahnede zayıflatacağını savunurken, Trump’ın ekibi bu eleştirileri eski kafa düşünceler olarak değerlendiriyor.
Bir Beyaz Saray yetkilisi, Politico’ya verdiği demeçte şunları söyledi:
“Dış politikadan sorumlu olan başkanın bu süreci yönetmesine izin verilmeli.”
Bu açıklama, Trump’ın dış politika kararlarını tek başına şekillendirmek istediğinin bir göstergesi olarak yorumlandı.
‘Çocuk Masasına’ Gönderilen Kellogg
Parti içindeki gelenekçilerin tasfiyesi hızla devam ediyor. Bunlardan biri de Trump’ın Ukrayna özel temsilcisi olarak atadığı Keith Kellogg. Trump’ın ilk döneminde Başkan Yardımcısı Mike Pence’in ulusal güvenlik danışmanı olarak görev yapan Kellogg, Ukrayna konusunda geleneksel Cumhuriyetçilerin politikalarını benimseyen bir isimdi.
Ancak Trump’ın ekibi, Kellogg’un “fazla Ukrayna yanlısı” olduğunu düşündüğü için ondan rahatsız olmaya başladı. Beyaz Saray, Suudi Arabistan’da Rusya ile yapılan görüşmelere Kellogg’u dahil etmedi. Bunun yerine Kiev’de, önemsiz bir müzakere grubuna yönlendirilerek “çocuk masasına” gönderildi.
Trump yönetimi ayrıca, Kellogg’un Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ile yapacağı basın toplantısını son dakikada iptal ettirdi. Bu hamle, Beyaz Saray’ın Trump’ın dış politika vizyonuna ayak uyduramayanları partiden uzaklaştırma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
Cumhuriyetçi Parti’de Dış Politika Artık ‘MAGA’ya Emanet
Trump’a yakın olmayan Cumhuriyetçilerin parti içindeki geleceği belirsizliğini koruyor. Ancak Rubio ve Waltz gibi isimler, partideki etkin rollerini kaybetmemek için Trump’ın dış politika anlayışına daha fazla uyum sağlamak zorunda kalıyor.
Bu süreç, Cumhuriyetçi Parti’nin geleneksel dış politika çizgisinin tamamen sona erdiğini ve yerine Trump’ın kişisel diplomasi modelinin geçtiğini gösteriyor.