İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri hakkında, “Terör örgütü propagandası yapmak” ve “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamalarıyla resen soruşturma başlattı. Soruşturma, İstanbul Barosu’nun resmi hesabından yapılan bir açıklama sonrasında başlatıldı.
Başsavcılık: “PKK Propagandası ve Yanıltıcı Bilgi”
Başsavcılık tarafından yapılan açıklamada, PKK mensupları olduğu iddia edilen Nazım Daştan ve Cihan Bilgin hakkında yapılan paylaşımda, “örgüt mensuplarını övücü nitelikte sözler” ve “Türkiye’nin savaş suçu işlediği yönünde yanıltıcı bilgi yayılması” iddialarına dikkat çekildi. Başsavcılık, bu tespitlerin ardından Baro Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkında soruşturma başlattıklarını duyurdu.
İstanbul Barosu’ndan Açıklama: “Suçlama Yer Almamaktadır”
İstanbul Barosu, başlatılan soruşturmayla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
- “Baromuzun açıklamasında Türkiye Cumhuriyeti ve kurumlarına yönelik hiçbir olumsuz ifade ve suçlama yer almamaktadır.”
- “Söz konusu metin, hukukun üstünlüğü ve insan haklarını savunma görevimiz kapsamında paylaşılmıştır.”
- “Terör örgütü propagandası veya halkı yanıltıcı bilgi yayma ile ilişkilendirilebilecek bir beyan bulunmamaktadır.”
Baro, tüm hukuki süreçlerin takipçisi olacaklarını ve insan hakları ile hukukun üstünlüğü ilkelerine bağlı kalacaklarını vurguladı.
Baro’nun Tartışma Yaratan Paylaşımı
Baro tarafından yapılan paylaşımda, 19 Aralık’ta Suriye’de hayatını kaybeden Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in öldürülmesine ilişkin ifadeler dikkat çekti. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
- “Basın mensuplarının çatışma bölgelerinde hedef alınması, Uluslararası İnsancıl Hukukun ve Cenevre Sözleşmesi’nin ihlalidir.”
- “Savaş suçları kapsamında yer alan bu olayla ilgili etkin bir soruşturma yürütülmesini ve gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.”
Hukuki ve Siyasi Yansımalar
Bu gelişme, hem hukuk camiasında hem de kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Bir yanda, baronun açıklamasının ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği savunulurken, diğer yanda bu tür açıklamaların terör örgütlerini meşrulaştırma riski taşıdığı iddia edildi.