Yuval Noah Harari, insanlığın karşı karşıya olduğu en karmaşık sorulardan birine dikkat çekti: Süper yapay zekayla nasıl bir dünya paylaşacağız? Ünlü tarihçi ve filozof, WIRED dergisine verdiği röportajda, yapay zekanın insanlık tarihinde daha önce görülmemiş bir devrimi temsil ettiğini belirtti.
Harari’ye göre, yapay zeka yalnızca bir teknoloji değil, aynı zamanda bağımsız kararlar alabilen ve kendi fikirlerini üretebilen aktif bir etken. Bu durumun, insanlık tarihindeki tüm önceki devrimlerden çok daha büyük sonuçlar doğurabileceğini savunuyor.
“Yapay Zeka, Artık Sadece Bir Araç Değil”
Harari, yapay zekanın matbaa ya da televizyon gibi önceki bilgi teknolojilerinden temelde farklı olduğunu vurguluyor. Geçmişteki tüm bu araçlar, insanların kontrolü altındaydı. Ancak yapay zeka, kendi hikayelerini yazabilir, fikirleri seçebilir ve yeni kavramlar yaratabilir.
Bu anlamda yapay zeka, artık yalnızca insanlar tarafından kullanılan bir araç değil; kendi ajandası olan, yeni kararlar alabilen bir aktör haline geliyor. Harari, “İlk kez gezegeni bizden daha iyi hikayeler anlatabilen bir zeka ile paylaşıyoruz” diyerek durumun önemine dikkat çekiyor.
İnsanları Diğer Türlerden Ayıran Güç: Ortak Hikayeler
Harari, insanları diğer türlerden ayıran temel özelliğin, ortak hikayeler yaratma ve paylaşma yeteneği olduğunu hatırlatıyor. Dinler, ekonomi sistemleri, devlet yapıları ve hatta para gibi kavramların hepsi, insanların toplu halde hareket edebilmesini sağlayan ortak anlatılardır.
Ancak Harari’ye göre, yapay zeka da bu yeteneğe sahip olmaya başlıyor. Dolayısıyla artık bu gezegeni sadece hayvanlarla değil, bizim gibi anlam üretebilen ve kitleleri etkileyebilen yeni bir zeka türüyle paylaşıyoruz.
“Tekillik Çoktan Başlamış Olabilir”
Harari, yapay zekanın yaratacağı en büyük kırılma noktasının, dünyayı anlayamayacağımız bir seviyeye ulaşmamız olduğunu belirtiyor. Bu kavrama, teknolojide “tekillik” adı veriliyor. Ona göre bu noktada insanlar, sistemlerin nasıl çalıştığını kavrayamaz hale gelecek ve dünyada olup biteni sadece dışarıdan izleyen pasif bir varlığa dönüşecek.
Harari, “Tekillik, bizim anlayışımızın yetmediği bir dünyada yaşamaya başladığımız andır” diyor. Bunun, atların ya da fillerin insan toplumlarını anlamamasıyla benzer bir duruma yol açabileceğini ifade ediyor.
Süper Zekayla Yaşamak: Tehdit mi, Dönüşüm mü?
Harari’ye göre, yapay zekaya dair düşünceler iki uç arasında gidip geliyor: Ya tam bir felaket senaryosu, ya da sınırsız bir iyimserlik. Ancak bu iki uç arasında bir denge kurulması gerektiğini savunuyor. Yapay zekanın sağlık, eğitim ve ulaşım gibi alanlarda büyük katkılar sağlayabileceğini kabul ediyor. Fakat aynı zamanda ekonomik sistemleri, politik kararları ve toplumsal yapıları da insan kontrolü dışına çıkarabilecek bir güç olduğunun altını çiziyor.
“İnsanlar Karar Vermeyen Bir Toplumla Yüzleşebilir”
Harari, tarih boyunca insanların yeni icatları kullanarak yeni toplumlar inşa ettiğini hatırlatıyor. Ancak bu kez, karar alıcılar sadece insanlar olmayabilir. Yapay zeka, kendi ekonomik sistemini kurabilir, kendi parasını yaratabilir, bu parayı borsaya yatırabilir ve tüm süreci kendi başına yönetebilir.
Bu durumda, insanlar sadece insanları değil, yapay zekaların karar alma süreçlerini de anlamak zorunda kalacak. Ve Harari’ye göre bu çoktan başlamış olabilir.
“Ne Olup Bittiğini Anlamadan Geleceğimizi Kontrol Edemeyiz”
Harari, teknolojinin son 30 yılda hem olumlu hem olumsuz etkiler yarattığını ve gelecekte de benzer bir dengenin devam edeceğini öngörüyor. Ancak uyarısı açık: Eğer dünyada olup biteni anlayamaz hale gelirsek, geleceğimizi de yönetemeyiz.